koşullamalar-1 biri söylesin şu yağan kış güneşi ölü bir resim duruyor çerçevede aklıma güzel şeyler geliyor ben eskiden hiç büyümemiştim büyüsü olgun bir çerçevede deliler kıs kıs gülerken içimde bollaşan yüzünü öptüm dediler kapanmış...
iyiye yordum güzele başımı ağrımı sarındım boşluğa girmiş içeri kuru bir dal duran omzun bir sabah bende çiylenmiş suya değen dudaklarındı beyaz bir masa aramızı kesilen değdiriyor sözleri ansızın bir...
ekmeği üşüyen bir parmak düşündüm açlığı gülen bir elma bir sızı kaldı göğün yanağı çığlıkları topladım bir sokak yürüdü bağrışlar yakarışlar ekmeğin buğusunda yalnız bir halk taşı değil...
1.korkuyorum bir dili ısırmaktanbir göze düşmekten şıratatlıyı sevmedim hiç burmadım ağzı bir keredüşlerin çıkınındabocaladım kendime..üstüm başım aşk tozuay ne gezer bu karanlıktaşaşırdı doğrusu çektiğin bıçak...
maviyi sevişen geceyle karışık bir düş ısmarladımtanrı çıktı sakalımın ucundan kirliydi..beterdiresmi gölgeme düşen zevatkeskes kesiyorum kanımı durmadaniçsin diye pencereye ilişen rüzgârçek çek çekiyorum durmadankovalarca...
sakın söz açmayın yaralarımdan derin işleyen makas ağzında körelir tüm benliğim katılabilirsiniz..ya da peyder pey gülebilirsiniz ya da ağzınız açık gömülebilirsiniz katıla gülmekten mor düşmüş...
hiç bir taş yerinde durmaz..hiç bir aşk gerçeği değil düştüğü yerin yalan sözler güftesiyken kuş sesi katmışsın aramıza öyle saf bakışlar yiten zamanın öyle dal...
ateşli olmayan didardır karanlığın..ey sevgili yar bir uçurum kalmış aramızda cisimleşen gülücüklere bir kare dondum..çapraz ateş altında teğetler geçti ömrüm.. irasyonel varlığa inkar çizdi kalındığım...
kılık değiştirmiş tebdili mekandayım yazarsam dönersin bir kaç satır biliyorum fırtına ekecek ruhu verdim sulara ruhsuzum bu aralar bağışla beni..su izinde kullanımı dolmuş bir köpük...
kübik bir arzu taşlanır içimde..diyagonal sentezler şekil ararken ..konmaya bir avuç yalnızlık..epigramı anlam gütmeyen tarafında uyandı aynalar gülümseyiş salonunda tuhaf kahkahaları kalıntıların uzayıp giden şakaklarıma...
hiç sevişmedik bir uçurum kıyısında ayrılığa söz keserken ve ardı sıra uzayan teması gökyüzün ellerime gülmüş yağarken ıslaklığı..gözlerinle kurula ..ah jale..çiy tanesi cam göbeğinin..dindiği...
sevdiğimi niçin öldürdüm? aklıma takılı bir küpe asılıdurur heybem çok sesli dize: cangıllarım var benim..bir sabah uyanır uyku bütün renkleri cümbüşünden sesiş neziş ..karanlığı sevmezdin...
sek sek oynayan kalbime ceza veriyor attığın bakış yüksek kibir andante..bir düş içinde sıralı döviz sessizliği..uzun yokuş tırmanırken güneş seyirci boyları yakamda incecik terk çizgiler...
zaman yengisidir hafızanın aslını dönüşen gözpınarlarının rengi değil..baktığın ateş yaktığın tüm gemileri..kurtar ey kaptan solungacına boğulan balıkların..pulları değil şişelenip salınan gözlerine..bir mektup kayganlığında dudağın ansızın...
anlamı bilen renklerin ayırdındadır söz..esrarengiz alayında hak etmek onca günahı sözlerin rengi var demiş bir yerinde..sevgili tenha çekiyor dudakları kuşkulu öpücükler yağmur gezintisi bir vapur...
umudu besleyen güvercin..ürkek..tozlu raflar arasında her akşam..sünger çeken özlemler..uçup kalmak arası peşin bir soluk giderken..kalbim saydam kanat resmini düşürmüş süvari pos bıyıklarından hiç benzettim bir...
köleliğe razı sana umutlar besledim kör kütük zinciri salınan bir tesbih döküldü içine ayışığı gözlerin tane tane boyun yalnızlığın ölçüsü boyun bir sülün çekişi..toprağın kokusu...
..kalbin kuyusunu yurt edinmiş ..yaşam daha ne ister bilir yeryüzü cinayet artığı ..durağanlıktan sivri dili olmasına rağmen..bağırtmaz içindeki çocuğu asla bir koşum konaklarsa ruhu.. gökyüzü...
kaynakları sınırlı bir ev gibiyim..açlığı koridorda çektim güneş benim için doğduğuna olsaydı tanık evet demekten bıktırırdı dünya dönmezdi sözcüklerin hiç biri bir ıstıraba kandırabilir kendimi...
sevdanın savaşa yenildiği..teknolojixtir iksir..afrodizyak..kan hücreleri bir takım virüsler geçidinde hallacın öldüğüdür utanç duvarına yazılan tarih olduğumuz külden başka şey değildi aşk ateşinin altında dinledik yüreği...
dost sarındım ..içimdeki buhranı..çokuymuş meğer yalnızlığım sana şiirler söylerim artık kestiğin kalbimle durmadan saçıldı rüzgarım..tozulan haykırış eski elbiseler sürdü omzuna uzak dağ yolları akıp geçti...
bir taş atsa düşüme..bin parça dağılsam uyansa uykularda kamyon yüklü baharlar yağmur öncesizliğim..tuzlu fırtına yalayıp buz ağı tenin..kutup olsa beyaz mendil işlenmiş sevgili ve elleri...
yaşam kaldı burcuna çiğdem kırmızı tayların bilmediği düşününce yel irmiş başkasına derin uyluklardan sıyrılmış kemik maviler uçurur döl yatağına yelesinden bir kaç kelime eksik nakşedip...
düşün olsun sayıklayan..tanrıyla konuşan cam kesikleri v'olta atıyor kıyısında dudağın beh rengi deniz taşıyor ..bir kaç dikiş ezberi basma pazen rüyası annen sakın mekiklere sızmasın...